Bir Kavga Vardı (1.Bölüm) Bir kavga vardı.Masalar ,sopalar havada uçardı. Bir kavga vardı, “ekmek” için ve “Erdem” için kadınlar, erkeklerin altına yatardı. Bir kavga vardı, savaş meydanlarını en çok kim sulayacak diye ! Bir kavga vardı , emekleyen bilimi koşturmak için. Bir kavga vardı, evet vardı bir kavga, Afrika’nın çöllerinden “Anatolia”nın bozkırlarına,Asya’nın himalayasından,Hint Plakası’nda Ganj nehrine , oradan kanatlanıp Avrupa’nın nehirlerine uzanan ve sürüp giden bir kavgaydı. Bu küçük-büyük , destansı ve dağlara taşlara işleyen kavgalar boşunaydı. Hakanlara taç giydirmek adına söylenen laf güzaf, yumruk kadar siyah bir ekmek parçası için dökülen kanlar, verilen cezalar cevr-ü cefaydı. Kitaplara yazıldı. Kitaplar da yazıldı daha doğrusu. Kitaplar yazılıp, şiirler söylendi. Şarkılar bestelendi, korolar seslendirdi. Sonra bestelenen şarkılar seslendirilmez, şiirler gibi söylenir oldu. İnsanoğlunun sesi olunca, ses unutuldu. Yalnız “söylemek” kaldı. Kutsal “ses” unu...